Aikido felsefesi, benim için uyumu, dengeyi ve insanın kendini tanımasını merkeze alan bir öğrenme yoludur. Bu yolun en anlamlı tarafı ise dojoda kurduğumuz bağlarda ve her antrenmanda yeniden öğrenmeye açık olabilmekte saklıdır.
Çengelköy Aikido Akademi’de dojoyu geniş ailemin yaşam alanı olarak görüyorum. Birlikte çalıştığımız insanlarla tekniklerin yanında emek, saygı ve sorumluluk da paylaşıyoruz.
Aikido, Morihei Ueshiba tarafından Japonya’da geliştirilen modern bir savaş sanatıdır. Teknik çalışma ile beden ve zihin disiplinini bir araya getirir. Aikikai’nin yaklaşımında çalışma, tarafların üstünlüğünü belirleyen bir yarışmadan çok, birlikte gelişmeye odaklanır. Aikikai Foundation
“Ai” uyum, “ki” enerji, “do” ise yol kavramıyla ilişkilendirilir. Benim için bu kavramlar, antrenman sırasında olduğu kadar günlük yaşamda da üzerinde düşünmeye değer bir yaklaşımı anlatır.
Kendimizi ve sevdiklerimizi koruma isteği bizi aikidoya yönlendirebilir. Zamanla bu yolculuğun kendi tepkilerimizi fark etmekle, sabırlı olmakla ve egomuzla yüzleşmekle de ilgili olduğunu görürüz.
Dojo, aikido çalıştığımız yerdir. Benim için aynı zamanda insanların birbirine güvenerek öğrendiği ortak bir yaşam alanıdır.
Akademiye katılmak isteyen herkesle bir ön değerlendirme yapmanın temelinde, bu ortamı ve birlikte çalışma kültürünü koruma isteği bulunur. Öğrenciler ile ilişki yalnızca verilen ders üzerinden tanımlanmaz. Her öğrenci bu topluluğun bir parçası olarak görülür.
Bu nedenle derslere zamanında gelmek ve katılamayacağımızda eğitmene haber vermek önemlidir. Bu alışkanlıklar, kendi gelişimimize ve birlikte çalıştığımız insanların zamanına gösterdiğimiz saygıyı yansıtır.
Benim için dojo disiplini, ortak sorumluluklarımızı fark etmekle başlar.
Aikido yolculuğumun başlarında katıldığım bir seminerde, farklı bir dojodan gelen eğitmenin dersine girdim. Gösterilen teknikler tanıdıktı. Buna rağmen uygulamaya geçtiğimde beklemediğim bir güçlükle karşılaştım.
Sedat Sensei’mizin “Sadece gördüğünüzü uygulayın” yönlendirmesini izleyerek çalışmaya başladık. Tekniklerin pek çok aşamasında fazladan kuvvete ihtiyaç duyduğumu hissediyordum.
Benden fiziksel olarak daha güçlü, aikidoya ise yeni başlamış bir çalışma arkadaşım karşısında da zorlandım. Ders bittiğinde aklımda aynı soru vardı: Tekniği uygularken nerede hata yapıyordum?
Bu huzursuzluğumu bir sonraki derste Sedat Sensei ile paylaştım. Çalışmaya ara verip zorlandığım tekniği gösterdi.
Hareketleri akıcıydı. Benim kuvvetle çözmeye çalıştığım noktada o, çalışma arkadaşının dengesini ve hareketin yönünü kullanıyordu.
O an benim için “kuzushi”, yani dengeyi bozma kavramı somutlaştı. Tekniğin yalnızca hareket sırasını bilmekten ibaret olmadığını gördüm. Zamanlama, konum ve denge arasındaki ilişki, uygulamanın niteliğini değiştiriyordu.
Bu deneyimden çıkardığım ders şuydu: Zorlandığımda daha fazla kuvvete başvurmadan önce uygulamamı yeniden değerlendirmeliydim.
Sedat Sensei aynı tekniği farklı varyasyonlarla gösterdi ve aralarındaki incelikleri paylaştı. Sohbetimizden aklımda kalan düşünce, hareket değiştikçe algımızı açık tutmamız gerektiğiydi.
Tekniği ezberlemek bir başlangıçtır. Hangi koşulda, nasıl değiştiğini fark etmek ise zaman ve tekrar ister.
O gün bir hareketi yapabilmekle, o hareketin mantığını anlamak arasındaki farkı daha iyi hissettim. Aikidoya bakışım da bu sohbetle değişti. Her çalışmada yeni bir ayrıntısını keşfedebileceğim bir sanatın öğrencisiydim.
Antrenmanda çalıştığımız sabır ve dikkat, günlük yaşamda verdiğimiz tepkileri de düşünmemizi sağlar.
Her eleştiriyi bir çatışmaya dönüştürmek zorunda olmadığımızı, bazen durup anlamaya çalışmanın daha yararlı olabileceğini fark ederiz.
Benim için uyum, kendi tutumumu gözden geçirebilmekle başlar. Başkalarının düşüncelerini kontrol edemem; fakat onlara nasıl karşılık vereceğim üzerinde çalışabilirim.
Tekniklerin daha doğal ve akıcı hale gelmesi uzun süreli çalışma ister. Dikkatimizi korumak, hatalarımızı fark etmek ve yeniden denemek bu sürecin parçalarıdır.
Sedat Sensei ile yaptığımız sohbetten sonra aikidoyu, renklerin farklı birleşimlerinden yeni anlamlar doğuran bir resim gibi düşünmeye başladım. Henri Matisse’in tablolarını anımsatan bu zenginlik, aynı tekniğe her seferinde başka bir gözle bakabilmemi sağladı.
Ben hâlâ bu yolun öğrencisiyim. Çengelköy Aikido Akademi’de paylaşmak istediğim yaklaşım da bu: Birlikte çalışmak, birbirimize saygı duymak ve öğrenmeye açık kalmak.
Özge ZAMBAKOĞLU
Çengelköy Aikido Akademi